NeOldu.com

DOĞUŞUNDAN GÜNÜMÜZE SOSYALİZMİN DEĞİŞEN DÜNYASI

Doğuşundan Günümüze Sosyalizmin Değişen Dünyası

Günümüzde sosyalizmin birçok tanımı anlayışı ve yapılanması mevcuttur. Sosyalizm nedir? Geçmişten günümüze değişen sosyalizmin dünyasını, sizlere elimizden geldiğince derleyerek anlattık.

Giriş 21 Ekim 2015 Çarşamba 13:24 / Güncelleme 21 Ekim 2015 Çarşamba 13:15

"Bir sistemi anlamak için; tanımından çok yaşayışına ya da nasıl yaşatıldığına bakınız. Bir insanın gerçek düşüncesini öğrenmek istiyorsanız; O'na zenginlik verin; muhtemelen bundan sonra düşünceleri değişecektir. Sosyalizm düşüncesi de ancak zengin olana kadar işler." demiş birisi.

Sosyalizm Nedir?

sosyalizm1.jpg

Geniş anlamıyla, toplum çıkarlarını birey çıkarlarından üstün tutan, toprakta, üretim araçları mülkiyetinden ve gelir dağılımında kamu denetimini öngören bir toplumsal örgütlenmek olarak tanımlanıyor. Dünyanın her yerinde sosyalizmi aynı şekilde tanımlamak doğru değildir. Her yerde farklı bir şekilde anlam buluyor ama temelinde bütün sosyalizm anlayışları, insanın gerçek refahı ve mutluluğu etrafında şekillenir. Kapitalizmin egemen olduğu toplumlarda sosyalizm, üretim şeklinden tutunuz, toprak üzerinde işlenip kazanılan adil olmayan gelir dağılımına karşı durarak üretimin ve dağıtımın bir denetime tabi olduğunu savunarak adil ölçüde dağıtımı savunur. Toplumsal denetimin hangi ölçüde, nasıl gerçekleşeceğine ilişkin farklı sosyalizm anlayışları ortaya çıkmıştır. Örneğin bir sosyalizm anlayışı, üretim araçları üzerinde sıkı bir devlet denetimine ya da işletmelerde üretimin ayrıntılı biçimlenmesine yönelirken; diğer bir anlayış ise, yalnızca büyük kuruluşların kamulaşması ya da gevşek bir planlamayla yönlendirilmesini savunur.

 

Tarihsel Süreçte Sosyalizmin Gelişimi

sosyalizm1-001.jpg

Eski zamanlardan beri içinde yaşadığı toplumsal düzenden rahatsız olan birçok kişi, zenginlikleri daha adil şekilde paylaştıracak böylelikle uç noktalara son verecekleri bir düşünceyi hep savunmuşlardır. Sosyalizm düşüncesine sahip olan kişiler genellikle zengin- yoksul, yöneten- yönetilen ayrımlarının olmadığı bir toplumun nasıl örgütlenmesi gerektiğini ayrıntılı bir şekilde açıklamışlardır.

Platon’un Devlet Kitabı: Sosyalizmin temellerine inmek istiyorsanız bu kitabı okumanızda fayda vardır. Böylelikle Platon’a göre ideal bir devlet modelinin nasıl olduğu açıklanmıştır. Aslında bu devlet yapılanması Sosyalist düşüncenin temel fikirleri ile birebirdir. İlkçağlarda Platon, tüm zenginliklerin bölüneceği bir devlet modeli ortaya koymuştur. Sosyalizm düşüncesi öyle bir anda çıkan bir akım doğrultusunda değil insanların düşüncelerinde ortaya çıkmıştır. Hatta bakıldığı zaman insanların topluluk içinde yaşadığı zamanlarda ortaya çıkmış bir düşünce olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Sir Thomas More Ütopya Kitabı: 1516 yılında kaleme alınan Ütopya kitabı, düşsel bir toplumda ideal bir yaşamdan söz ediyor. Sosyalist düşünceler Fransız devrimiyle tartışıldı; Sanayi Devrimi ile gerçek anlamda ortaya çıktı. Sanayi Devrimi’nin ortaya koyduğu kapitalizm sistemiyle birlikte hızlı bir şekilde gelişti. Kapitalizm ile birlikte ortaya çıkan ezilen işçi sınıfı, çoğalan fabrikalar ve artan üretimle birlikte gittikçe çoğalan adaletsiz dağılım ve birçok insanı mutsuz edecek sorunlar, sosyalist düşüncenin yayılım göstermesine neden olmuştur.

19. yüzyılda bu yoksulluğa ve sefalete kapitalist sistemin işleyiş kurallarının neden olduğu ileri süren bazı düşünürler, toplumun farklı bir biçimde örgütlenmesi gerektiğini savunmuşlardır. Fransa’da Saint Simon ve Charles Fouier, İngiltere’de ise Robert Owen çağdaş sosyalizmin kurucuları olarak kabul edilir. Çağdaş Sosyalizmin düşünürleri, daha eşitlikçi ve adil olan insanların kendilerini geliştirerek yeteneklerini en iyi şekilde ortaya koyacakları bir toplumsal yapı tasarlamışlardır. Çağdaş sosyalizm bilimsel sosyalizm adı verdiğimiz Karl Marks’ın düşüncesine ışık tutmuştur.

Yine 19 yüzyılın ortalarında, Fransa’da kapitalizmin yerine kooperatiflerin alması gerekliliğini savunan Lous-Aguste Blangui, düşüncelerine komünizm adını verdi. Luous Blanqui, işçilerin kendi kendilerini yönettikleri ulusal atölyeler kurulmasından yanaydı. 

Pierre Joseph Proudhon, özel mülkiyete kesinlikle karşı çıkarak, sömürü düzenin yerine insanca ilişkilerin alacağı bir toplum düzeni önerdi. Bu düşünceler sosyalizmin Avrupa’da hızla gelişmesine neden oldu. Karl Marks ve Friedrich Engels sosyalizm düşüncesinin özlemlerinden bağımsız bir tarihsel süreç olarak değerlendirerek bu yolda çalışmalar yaptılar.

Karl Marks’a Göre Kapitalimin Tanımı;

karl-marks-001.jpg

Marks’a kapitalizmi sınıflı, köleci ve emeğin sömürüsü olarak tanımlıyor. Kapitalizm ile ortaya çıkan işçi sınıfı kendini bir sömürü mekanizması içinde bulmuştur. Bu sömürüyü ortadan kaldırmak için kapitalizmin yıkılması yerine komünizmin gelmesi gerektiği üzerinde durmuştur. Kapitalist sistemde işçi ve burjuva sınıfı arasında uzlaşılmaz bir çelişki vardır. Bu sistemde üretim araçlarının mülkiyetine sahip olan burjuvazi; üretimi sürdüren ise işçi sınıfı arasındaki bu çelişkinin ancak üretim araçlarının mülkiyetini toplumsallaştırarak ve üretimi iyi bir şekilde planlayarak üretimi gerçekleştiren işçi sınıfının iktidara gelmesiyle birlikte ortadan kalkacaktır.

Avrupa’da Sosyalizm

Düşünceler zamanla değişir, düşüncelerin arasındaki birlikler de bozulabilir. Şimdi sizlere Avrupa’da yaşanılan sosyalizm düşüncesinin ne derece ve nasıl sürdürüldüğünü kısa bir şekilde anlatalım. Sosyalizm’in Avrupa’sından sonra Rusya’sını da anlatacağız.

Avrupa’da ortaya çıkan çeşitli sosyalist akımların içindeki insanlar birleşerek, I. Enternasyonal yani Uluslararası Emekçiler Birliğini kurdular. Bu birlik içinde Marksizm düşüncesi önemli bir yere sahipti. Kısa bir sürede sosyalist akımlar hızlı bir şekilde yaygınlaştı ve Avrupa işçi hareketleriyle birleşerek önemli bir güç haline geldi. Marks’ın düşüncesiyle yola çıkanlar Almanya’da öncelikle Sosyal Demokrat İşçi Partisi ( daha sonrada Almanya Sosyal Demokrat Partisini) kurdular. 1877 Almanya’sında 500 bin oy alarak meclise temsilci soktular ama parti üyeleri arasında Marks’ın öğretisini yeniden gözden geçirilmesi konusunda ayrılıklar ortaya çıkmıştır.

Fransa ve İngiltere’de de sosyalist partiler etkili oldular. Ancak burada da aynı sorunlar ortaya çıktı. Sosyalizm artık farklı bir şekilde şekillenmeye başlamıştı. Farklı sosyalist akımlarının varlığına karşın 19. yüzyılın sonlarına doğru İngiltere dışında kalan ülkelerde Marks’ın çizgisini izleyen bir sosyalist düşünce benimsenmiştir. Yavaş yavaş yükselen sosyalist partiler parlamentoya temsilci soktukça, ülkenin siyasal yapısına girdikçe, Marks’ın devrimci çizgisini yavaş yavaş terk ettiler. Sosyalizmin barışçı ve parlamenter yoldan kurulabileceği düşüncesi ağır basmaya başladı.

I Dünya Savaşı öncesinde sosyalist partiler, savaşın olmaması yönünde bir tutum sergilerken; savaşın başlamasıyla birlikte partiler bulunduğu hükümetler yanında yer aldılar. Rusya ise bu gelişmelerin dışında kaldı.

Rusya’da Sosyalizm

rusya-sosyalizm.jpg

Rusya’da 19. yüzyıl koşulları Avrupa’ya göre farklılık gösteriyordu. Avrupa’da sanayi hızlı bir şekilde gelişirken, Rusya’da ise ağır aksak bir şekilde gelişim gösteriyordu. Bundan dolayı ilk olarak sosyalizm işçilerden çok köylülere yöneldi. Rusya’da sosyalizm kapitalizm aşamasını atlayarak kırsal alanlara giderek köylüleri örgütlemeyi amaçlamıştır. Böylelikle büyük bir köylü ayaklanması amaçlandırılmıştır. Ancak bu yönde başarı sağlanamayınca şiddet içerikli eylemlere yöneldi. 1881 yılında düzenlenen suikast sonucu Çar II. Aleksandr’ı öldürdüler.

Rus Devrimi/ Bolşevik Devrimi/ Ekim Devrimi Nedir?

ekim-devrimi.jpg

Ekim Devrimi, 25 Ekim 1917’de Petrograd’daki geçici hükümetin devrilerek Lenin önderliğinde  Bolşeviklere geçmesini sağlayan ve Sovyetler Birliği’nin kurulmasına yol açan olaydır. Ekim Devrimi, dünyada ilk ve en büyük sosyalist devletinin kurulmasını sağlayarak ve sosyalist hareketin diğer dünya ülkelerine yayılmasına etki eden tarihi etkileyen bir olaydır.

Savaşlar Sonucu Sosyalizm'in Yapılanması

I. Dünya Savaşı sonrasında ayrılıklar ortaya çıkmış, bazı sosyalist partiler Rusya’daki sosyalist devlet yapılanmasına karşı çıktığını belirterek II.Enternasyonal birliğinde ayrılmışlardır. Rusya’da sosyalizm’den çok Komünizm ibaresi hayata geçirilmiştir. Buna karşı sosyalist düşünceyi savunan partiler, komünizmin diktatörlük ve demokrasiyi yıkıcı bir unsur olarak görmüş ve bu yönden suçlamışlardır. ( Komünist ve Sosyalist Arasındaki Farkları ilgili haberimizde yer verdik. İncelerseniz ikisinin arasındaki ayrımı daha iyi anlayacaksınız.)

II. Dünya Savaşı sırasında her ne kadar komünist ve sosyalistler birbirine destek verseler de, savaşın ilerlemesiyle birlikte kesin olarak ayrışmalar başlamıştır. ABD ve SSCB’nin kamlaşmasıyla birlikte sosyalist ve komünizm arasındaki ayrışmalar kesinlik kazandı.

Çin II. Dünya Savaş’ını izleyen iç savaş sonucunda  Mao Çe- Tung önderliğinde gerçekleşen Halk Devrimi, dünya, sosyalist harekete başka bir boyut kazandırdı. Gerek 1917’deki Ekim Devrimi gerekse 1949’da gerçekleşen Çin Devrimi, Marksistlerin sosyalist devrimi öncesi sanayileşmiş ülkelerde ortaya koyacakları düşünceyle bağdaşmıyordu. Sosyalizm sürekli bir kılıf içinde şekillendirilip çıkarlar uğrunda terk edilen sözde olarak kalmıştır. Bu ülkelerde “sosyalizm”, bazen tek partili bir yönetimin uygulandığı sanayileşme politikalarından başka bir şey değildi.

Günümüzdeki Sosyalizm Tanımı;

sosyalizm-nedir.jpg

“Sosyalizm nedir?” cevabını bulmak için ilk olarak düşüncede olan uygulanamayan yapılanmalara bakmak gerekir. Rusya ve Çin’de ki var olan sosyalist yapılanmalar amaçlarından sapmıştır. O zaman sosyalizm hiçbir zaman devletleşememiş, devletleşmeden yok olmuş bir düşüncedir. Tam da olmasa Küba’da sosyalizmin izlerini görmek mümkündür.  II. Dünya Savaşı sonrasında büyüyen kapital ülkeler içinde nefessiz kalan sosyalizm, sadece küçük topluluklar, ezilen insanlar arasında gerçekleştirmeye çalışılan bir düşünceden ileri gidememiştir.

Şirinler Bize Ne Anlatmış?

sirinler.jpg

Aklıma gelmişken es geçmem iyi olmayacaktır. Çocukluğumuzda en çok sevdiğimiz çizgi film olan Şirinler, bizlere komünizmin egemen olduğu bir toplumun nasıl olacağını anlatmış. Çocukluğumuz bu filmle geçerken, büyüklerimiz yani dünya devletleri bunu anlayamamış. Hatırlayacak olursanız, Şirin Baba'nın kırmızı şapkası ve kırmızı taytı sosyalizm'in bayrağını, bir sınıfın olmaması, herkesin dilediği gibi yaşaması ise sosyalizmi tanımlıyor.

NeOldu.com / Özel Haber

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
5
0
0
0
0
0
0
👏
👎
😍
😥
😱
😂
😡
  • Yorumlar 0
Adınız Yorumunuz
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.